Selahaddin E. Çakırgil, İnönü’nün Johnson mektubuna cevabını “mı?” ekiyle, -‘Dünya yeniden kurulur ve Türkiye de orada yerini alır’ mı?- diye başlık yaptığı yazısına, iki Amerikalı’dan hatırlattığı iki cümle ile başladı, sonra aynı zihniyetin Bosna’daki tavır ve dayatmasına işaret etti, ardından son gelişmelerle ilgili Rusya eksenli perspektife dikkat çekti ve son durumda nasıl bir dünya güç dengesi oluşmakta olduğunu anlattı.
İşte yazısı
:
Amerikan emperyalizminin Irak işgalindeki eski generallerinden Odierno, ‘Amerika Ortadoğu’da inisiyatifi, kontrolü Rusya‘ya kaptırmıştır‘ mânâsında bir şeyler söyledi.
Amerikan Başkanı Obama da ‘Suriye konusuna daha fazla müdahale etmenin daha büyük problemler oluşturacağını’ düşündüklerini söyleyerek kendi siyasetlerini savundu.
***
BOSNA’DA DURDURULAN SAVAŞ VE...
Hatırlayalım, 23 sene öncelerde, Bosna Faciası günlerinde, yüzbinler sırf müslüman oldukları için ‘medenî vahşî Avrupa’nın gözü önünde boğazlanırken, dönemin USA Sav. Bakanı Warren Christopher ‘Bosna‘da olanlar bizim ulusal menfaatlerimizi tehdit etmiyor..‘ diyerek, müslüman halkın daha fazla boğazlanmasına‚ yeşil ışık‘ yakmış ve ancak, insanlık vicdanını kanatan o korkunç cinayetler üzerine dünya toplumlarından feryatlar yükselmeye başlayınca, Dyton Andlaşması‘nı dayatarak savaşı durdurmuştu. Ki, o antlaşma ile ortaya çıkan hilkat garibesi bir Bosna Devleti yapısı hâlen de devam ediyor.
***
İSRAİL’İN MENFAATLERİ KONUSUNDA RUSYA DA AMERİKADAN FARKLI DÜŞÜNMÜYOR...
Şimdi yeni bir büyük oyun başlıyor, müslüman dünyasında..
USA emperyalizmi Suriye Buhranı’ndan geri çekildi gibi ama inisiyatifi bütünüyle Rusya’ya bırakır mı, o ileride görülecektir.
20 Ocak 2017 günü vazifeye başlayacak olan yeni Amerikan Başkanı Trump ise Ortadoğu sıyasetini, ‘Amerika’nın menfaatinin İsrail‘in varlığını korumaktan geçtiğini‘ en açık şekilde dile getirmekte..
O konuda, Rusya da Amerika’dan farklı düşünmüyor.
Ama devletler, güç savaşına girince ve hele de Putin, aradan 40 sene kadar geçtikten sonra Ortadoğu’da inisiyatifi yeniden ele geçirmek ihtimalinin güçlendiğini görünce, ortaya başka güç denemelerine ve denge arayışlarına çıkmıştır.
***
F.G.İHANETİ SONRASI CIA’NIN TÜRKİYE HUSUMETİNİ DE PUTİN, EN İYİ ŞEKİLDE KULLANMAYA ÇALIŞIYOR...
Nitekim, hele de‚ 15 Temmuz Darbe Hıyaneti’ninden dolayı suçlanan F.G’yi Türkiye’ye vermemekte direnen ve darbeye katıldıkları suçlamasıyla ordudan atılıp tutuklanan generaller için de nice komutanların ağzından, 'Onlar bizim yakın çalışma arkadaşlarımızdı...‘ diye itirafta bulunan Amerikan Devleti ve Amerikan üst aklı‘nın, CIA’in artık Türkiye’ye gizlenemeyen bir husûmet beslemesini de Putin en iyi şekilde kullanmaya çalışıyor.
***
AMERİKA’SIZ ASTANA TOPLANTISI: RUSYA, İRAN, TÜRKİYE’NİN ORTAK HAREKET ETME KARARI… VE RUSYA’NIN SUUDİ ÇENGELİ...
Bu yüzden, Rusya, Türkiye’yi kendi cenahına çekebileceği ümidiyle dikkatli adımlar atıyor.
Suriye konusunda B. Amerika’nın davet bile edilmediği ve dışlandığı ‘Astana Toplantısı’ bu şartlarda yapılacak..
Bu toplantı öncesinde, Rusya, İran ve Türkiye Dışbakanları‘nın ‘çok etnisiteli, çok mezhepli Suriye’de barışın tesisi için bağımsız, demokratik, ve sekuler bir rejim kurulması‘ yönünde ortak hareket etmek kararını açıklamaları da yeni bir gelişme..
Bu üçlü ortak bildiriyi Beşşar Esed’in ‚içtenlikle kabul ettiğini‘ açıklaması da öyle..
Bu durumu, İran’ın etkili isimlerinden Muhsin Rızaî, Türkiye’nin Beşşar Esed konusunda geri adım attığı‘ şeklinde yorumluyor..
Öyle bir geri adım açıkça yok ama kapı aralanmaya çalışılıyor.
Rusya ise temkinli ve Beşşar’ın geleceği üzerinde bir görüşme yapılmadığını açıklıyor.
Rusya ayrıca Astana Toplantısı’na Suûdî rejimini de davet ederek, bu günlerde Amerika’yla arası limonî olan Suudî’ye de çengel atmış bulunuyor.
Rusya, 40 senedir büyük çapta kovulduğu Ortadoğu‘ya geri dönmeye hazırlanıyor.
Hele de Türkiye, 200 yıllık Batılılaşma siyasetinden eli boş olarak dönüp Rusya ile birlikte hareket etmek noktasına yönelirse, bu durum dünya siyasetini de derinden etkiler.
***
DEVLETLERARASI GÜÇ GÖSTERİLERİNDE TAHMİNLER, TEMENNİLERE GÖRE ŞEKİLLENİR...
Denilebilir ki, dünyada yeni bir güç dengesi oluşuyor.
Ama unutulmasın ki, 1963’de Amerikan Başkanı L. Johnson siyasî tarihimizde‚ onun adıyla ‚Johnson Mektubu‘ diye anılan bir mektupla Türkiye’yi tehdit etmiş ve zamanın başbakanı İsmet İnönü de ‘Dünya yeniden kurulur, Türkiye de o yeni dünyadaki yerini alır‘ şeklinde bir mukabelede bulunmuş ve amma, arkasından İnönü Hükûmeti devrilmişti.
Devletlerarası güç gösterileri sonunda, dünyada nasıl bir tablo çıkacağını tahmin etmek zordur ve tahminler de yine temennilere göre şekillenir.
Selahaddin E. Çakırgil, STAR -24 Aralık 2016, Cumartesi-
:
Yazıda arabaşlıklar, bir-iki siyahlaştırma ve bazı paragraf ayımalar bize aittir.
dikGAZETE.com