Soğuk savaş döneminde Sovyet Rusya'nın Komünist rejimi hem Vatikan hemde Riyad eksenli eleştirilerin odağındaydı.
Müslümanlar ve Hıristiyanlar dinsizlik cerayanına karşı CIA raporterlerinin projelendirdiği Ehli Kitap koalisyonunun aktörleriydi.
Nurculuk, soğuk savaşta Komünizme karşı kullanıldı...
Türkiye'de Nurculuk cerayanı ve Komünizmle Mücadele Dernekleri görev üstlendiler.
Nurcuların lideri Molla Said, "İsevilerin hakiki dindarlarıyla, ehl-i Kur’ân’ın müşterek düşmanlarına (Komünizme) karşı ittifak edeceğini" söylüyordu.
“Misyonerler ve Hıristiyan ruhanîleri, hem Nurcular, çok dikkat etmeleri elzemdir” diyordu.
Çünkü, İkinci Dünya Savaşı ateist Komünizmin hem gücünü hem de yayılma alanını arttırmıştır.
Mukaddes olan her şeyi reddeden Komünizmin, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini koruyabilmesi ve varlığını devam ettirebilmesi için, mutlaka her iki dinin temsilcileri arasında bir birlikteliği bozması gerekmektedir.
İşte, insanlığın karşı karşıya kaldığı bu dehşetli durumdan kurtulabilmesi için yegane çare, Allah’a inanan her insanın inançsızlığa karşı ortak hareket etmesi ve aradaki ihtilafları ortadan kaldırması gerekmektedir.
Müslümanlar bu oltayı yuttu mu? Evet. Komunizme karşı olacağız diye Vatikan papazlarını bağırlarına bastılar. Oysa iki yanlış bir doğru etmiyordu.
CIA'nin "Dinsiz imansız Rusya" propagandası işe yaramadı...
Amerikalıların, Rusları Ortasya ve Ortadoğu'ya sokmama atraksiyonlari boşa çıktı.
Afganistan, Irak, Suriye, Mısır ve Yemen, Rus askeri danışmanlara ve mühendislere kucak açtı.
NASIR döneminde Nil üzerinde kurulan Mısır'ın en büyük barajı, Sovyet kredisi ve teknolojisiyle yapıldı.
Hatta NATO üyesi ve Batı Bloğu'nda yer alan Türkiye'de, 1965 - 1975 arası Demirel hükümetleri döneminde demirçelik, alüminyum ve rafineri gibi büyük tesisler Sovyet teknolojisiyle kuruldu.
Sovyetler Birliği dağıldı, Komünizm tarih oldu...
Günümüzde Komünizm tehdidi yok.
Kendisini Komünist olarak tanımlayan ne ülke kaldı ne devlet var?
Komünist partilerin nostaljik anma ve kutlama toplantılarından başka etkinlikleri görülmüyor.
Başta Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya olmak üzere, hepsi kapitalist sisteme entegre oldu.
Düşünsenize Enver Hoca'nın Tiran'ı bile emperyalizmin küresel jandarması Amerika'nın karakolu.
Putine göre İslam, Rusya'nın kaderi...
Rusya Ferderasyonu'nda 2002 de yapılan nüfus sayımına göre Müslüman nüfusun 14,5 milyon olduğu belirlenmişti.
Putin, 20 milyon Müslüman nüfusu ileri sürerek İKÖ ye üye olmak istemişti.
Ruslar, Asya etniklerine ve kültürüne daha yakın ve daha yatkın.
Dolayısıyla metafizik derinliği olan inanç sistemlerinden besleniyorlar.
İşte bu nedenle Benjamin Franklin ve Max Weber'in tanımladığı kapitalist, tefeci Protestan ahlakla Rus halkının benzerliği ve ortaklığı bulunmuyor.
Rus otoriteleri, Müslüman cemaatlerdeki gelişmeleri yakından takip ediyor ve gerekli gördüğü takdirde müdahale ediyor.
Müslüman unsurları radikalleşmeden tutmaya ve ulusal kargaşaya yol açabilecek İslamofobiyi önlemeye çalışıyorlar.
Putin zaman zaman , İslam dünyasına ülkesini 'her zaman yardıma hazır bir müttefik' olarak görebileceği yönündeki mesajlar veriyor.
Moskova Camii'nin açılışına Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile katılıyor.
Putin İngiliz icadı Vehabiliğe karşı Sünni Sufizmi destekliyor...
Selefi Vehabi karekterli Çeçen direnişinin en büyük destekçisi İngilizlerdi.
Amerikalılar da bir parça işin ucundan tuttular.
Türkiye ilk önce desteklediği Çeçen direnişinde kumpasa getirildiğini anladığında Rusların, PKK kartına oynamasını bahane ederek geri adım attı.
Sonrasında günümüze uzanan dostluk temeĺli ekonomik, siyasi ve askeri işbirliği süreci yaşandı.
Moskova, Türkiye merkezli sufi hareketleri tehdit kapsamında değerlendirmiyor.
Mahmut Efendi'nin başında bulunduğu İsmailağa Cemaati, Putin ve Moskova nezdinde refere bir grup.
Çeçen lider Kadirov'un İstanbul ziyareti Rus istihbaratının piar çalışması...
Rusya, İslam Dünyasına yönelik önemli somut açılımlar yapıyor, adımlar atıyor.
Bu biraz da geçmişe dönük ateist Rusya imajını silmeye yönelik.
Bu konuda Çeçen lider Ramadan Kadirov'un yıldızı parlatılıyor.
Kadirov; daha önce gayri İslâmî yaşantısına rağmen başkan olmasının ardından kadınların kısa etekle gezmesini, başörtüsüz sokağa çıkılmasını ve belli saatlerde alkol satışını yasaklamıştı.
Ancak bütün bu yasaklara rağmen Kadirov’un kendisi lükse, eğlenceye düşkünlüğü ile tanınıyordu.
Ancak Rusya'nın Kadirovla ilgili planları Kadirov'un hayat anlayışını değiştirmesini gerektirdi.
Moskova’nın desteği ile Vehabi Çeçen muhaliflere karşı sufilik üzerinden yürütülen din anlayışının öncülüğüne soyundu.
Kadirov, õnce Umre yaptı sonra İstanbul'da Mahmut Efendi'yle görüştürüldü...
Kadirov, umre için gittiği Suudi Arabistan'da Medine'de Hz. Muhammed'in Ravza-i Mutahara olarak bilinen kabrini ziyaret etti.
Bu görüntüler, sosyal medyada paylaşıldı.
Dikkat çeken Kadirov'un Vehabi inancına ters düşen şekilde peygamberin mezarını öpmesi ve saygıda bulunmasıydı.
Umre sonrası çeşitli temaslarda (!) bulunmak amacıyla İstanbul'a geldi.
Ramazan Kadirov, 'Mahmud Hoca' olarak bilinen İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nu ziyaret etti.
Yakın koruması ve çalışma ekibiyle birlikte gerçekleşen bu ziyaret Umre görüntüleriyle birleştirildiğinde Kadirov'un yüklendiği Rusya Müslümanlarının Sufi liderliği projesini tamamlanıyor.
Rusya’ya bağlı Çeçenistan Cumhuriyeti’nin lideri Ramzan Kadirov, TRT’nin ünlü dizisi 'Diriliş Ertuğrul'un setine gitmesi ve dizinin yapımcıları ile oyuncularını ülkesine davet etmesi, Mahmut Efendi ziyareti ile bütünleştiğinde ortaya çıkan imaj, Kadirov'u parlarlatıyor.
Kimilerine göre Kadirov, tüm bunları İslam adına değil, kendi meşruiyetini ispatlamak ve Rusya’nın gözüne girmek adına yapıyor.
Kadirov, Şam'da Esad'la görüştü, ÇEÇEN OMON taburlarını ziyaret etti...
Kadirov; Mekke ve Medine ziyareti sonrasında önce, Ürdün'deki Çerkez toplumunun liderleriyle Amman'da görüştü.
Ürdün'den Suriye'nin başkenti Şam'a uçtu.
Beşşar Esad'la, İdlip meselesini ele aldı.
Esad'ın korumasını üstlenen Çeçen miliserle bir araya geldi.
IŞİD ve El-Nusra içindeki Çeçenlerle irtibata geçilmesi talimatını verdi.
Çeçen Kadirov, İstanbul'da sadece sufi şeyhinin elini öpüp, film seti gezmedi.
Asıl görüşmelerini, Suriye İdlip'te faaliyet gösteren örgütlerin liderleriyle gerçekleştirdi.
Onlara verdiği mesaj; İdlip'ten bir an önce çekilmeleri ve Türk Ordusuna zorluk çıkarmamalarıydı.
.
Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com
Twitter: @oc32oc39