
Netanyahu halkını kandırıyor; İsrail’in hesabı görülecek!
The Jerusalem Post Gazetesinde yayınlanan, “Turkey’s military expansion in Syria: A new threat to Israel’s security/ Türkiye'nin Suriye'deki askeri genişlemesi: İsrail'in güvenliği için yeni bir tehdit” adlı makalede; Türkiye’nin Suriye’de hızlanan askeri operasyonel hareketliliğine yer verilmiş.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'daki Büyük Çamlıca Camii'nde bayram namazı sonrası yaptığı konuşmada; “Rabbim, siyonist İsrail’i kahru perişan eylesin” demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra, İslam Dünyasının kenetlenmesi çağrısında bulunarak; “Hep birlikte iri olalım, diri olalım, kardeş olalım” sözleri ile konuşmasını tamamlamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri, makalenin özünü oluşturuyor. Doğrudan bir askeri çatışmanın kaçınılmaz olduğu vurgulanmış. Nihayetinde bir dua/ talep olsa da Türkiye’nin, Ahmet Şara liderliğindeki Suriye Devleti ile askeri iş birliği; İsrail’i bir hayli tedirgin ediyor.
Türk İnsansız Hava Araçları artık İsrail Hava Sahasını yakından takip edebiliyor. Türkiye, İsrail sınırlarına çoktan derinlemesine yerleşmiş durumda ve gönüllü olarak ayrılması pek olası değil.
Suriye Devriminin nihayete ermesi ile Esed Rejimi yıkılmış, İran Güçleri de Suriye’den çekilmişti. İsrail’e göre HAMAS’ın 7 Ekim Saldırısı; Esed Rejiminin yıkılışına giden kapıyı araladı. Sahada Güç Dengesi, Türkiye lehine değişti.
Ankara, İdlib’den Resulayn’a kadar yaklaşık sekiz bin kilometrelik alanı doğrudan kontrol ediyor. Dolayısı ile İsrail sınırının hemen dibindeki bölge dolaylı olarak Türkiye kontrolünde.
Türkiye ve Suriye iki müttefik devlet olarak ortak askeri tatbikatlara başlayacak. Suriye topraklarında kalıcı olarak Türk askerlerine ve gelişmiş hava savunma sistemlerine ev sahipliği yapmak için resmi bir savunma paktı üzerinde aktif olarak müzakere ediyor; bu hamle stratejik dengeyi kökten değiştirecek.
Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde, İsrail hava sahasını doğrudan tehdit edebilecek ve İsrail'in operasyonel özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlayabilecek insansız hava aracı operasyonları başlatma kapasitesine sahip hava üsleri kurmaya hazırlandığını gösteriyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, her ikisi de yakın zamanda İsrail Hava Kuvvetleri tarafından hedef alınan, Suriye'nin merkezindeki Humus Valiliği'ndeki T-4 Hava Üssü ve Palmira Askeri Havaalanı'na ulaştığı biliniyor.
Üst düzey Türk savunma yetkililerine göre, Türkiye'nin DAEŞ'e yönelik saldırıları artırmayı ve İsrail'in Suriye'ye yönelik daha fazla saldırısını engellemeyi planlaması nedeniyle, S-400 ve Hisar-O+ yüzeyden havaya füze bataryaları, uzun menzilli saldırı insansız hava araçlarıyla birlikte üslere konuşlandırılacak.
İsrail Hükümeti tarafından kurulan Nagel Komitesi, Türkiye'nin Osmanlı dönemindeki nüfuzunu yeniden tesis etme hevesinin, İsrail ile gerginliği daha da tırmandırıp, çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunmuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgede giderek daha iddialı politikalar izlemesi ve analistlerin bu politikaları İsrail'in çıkarlarına aykırı olarak görmesi üzerine, Netanyahu; “Orta Doğu'da köklü değişikliklere tanık oluyoruz. İran, uzun zamandır bizim için en büyük tehditti, ancak arenaya yeni güçler giriyor ve beklenmedik durumlara hazırlıklı olmalıyız. Bu rapor bize İsrail'in geleceğini güvence altına almak için bir yol haritası sunuyor” demişti.
Türkiye, İran’dan ziyade İsrail için gerçek ve güçlü bir tehdit.
İsrail Savunma Kuvvetlerinden (İDF) üst düzey rütbeli bir subaya göre; Türkiye'nin gelişmiş insansız hava aracı yetenekleri ve elektronik harp gücü ile NATO standartlarındaki askeri eğitimi, İsrail'in ulusal güvenliği için kritik riskler taşıyor.
İsrail için bir diğer tehdit; Türkiye’nin HAMAS ile yakın ilişkisi. HAMAS’ın bazı yöneticilerinin İstanbul’da ikamet etmesi. Salih el Aruri, İstanbul’dan HAMAS operasyonlarını yönlendiriyor.
İsrail’e göre Türkiye; Kıbrıs’ta işgalci güç ve KKTC topraklarında HAMAS’a yer verdiği düşünülüyor. İsrail'in Türkiye'nin yeni edinilen bu ileri harekat üslerinden İsrail'e karşı vekil güçlerini silah olarak kullanabileceği yönündeki endişeleri artıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Rus yapımı S-400 füze sistemlerini aktif hale getirmesi de bir diğer tedirginlik konusu.
İsrail’in bir diğer iddiası, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi krizi (Ekrem İmamoğlu/CHP) İsrail söylemi ile manipüle ediyor olması. Böylelikle dikkati iç krizden dışa aktarıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk Halkını birleştirici çağrıları; askeri tırmanışa zemin olarak görülüyor.
Türkiye’nin NATO üyesi olması olası bir Türkiye- İsrail çatışmasında üye ülkelerin alacağı tavrı etkileyeceğe benziyor. Ankara teorik olarak NATO'nun 5. Maddesini devreye sokabilse de kilit üyeler özellikle ABD, Fransa, Almanya ve Yunanistan; Türkiye’nin ittifak protokollerini ihlal ettiği şüphesi taşıyor.
İsrail’e göre; iç bölünme ile NATO felç olacak, bütünlüğü zayıflayacak ve potansiyel olarak Türkiye batıdan izole olacak.
Makalenin temel argümanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın stratejisi; Doğu Akdeniz'de nüfuzunu sağlamlaştırmak, Türkiye'nin hem NATO içerisinde hem de Rusya'ya karşı jeopolitik nüfuzunu artırmak ve Sünni Arap dünyasında hakimiyet kurmak yer alıyor.
Tüm bunların yanı sıra Türkiye’nin İsrail’e karşı bir operasyonu; Kuzey Kıbrıs üzerindeki zaten hassas kontrolünü tehlikeye atabilir.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail’den aldıkları silah ve füzeleri; Türkiye’ye karşı kullanacaktır.
İsrail, Yunanistan’a Silahlı Hava Araç Sistemi Elbit’in PULS Roketatarları ve Rafael Savunma Firmasının Spike Tanksavar Füzelerini satarken; Kıbrıs Rum Yönetimine ise İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından üretilen Barak MX hava savunma sistemini konuşlandırıyor. İsrail; Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetiminden açıkça destek bekliyor.
İsrail’e göre Türkiye, Kıbrıs’taki kontrolünü kaybeder ve AB ile BM’nin Kıbrıs ile ilgili yeni jeopolitik dayatmalarını kabullenmek zorunda kalır.
Makalede ayrıca Türkiye’nin HAMAS ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı ile temasının Arap dünyasında hoş görülmediğinden bahsedilmiş. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri; Türkiye’ye temkinli yaklaşıyor.
İsrail böyle düşünse de Türkiye son günlerde Körfez Arap ülkeleri ve Mısır ile yeniden sıkı bağlar kurdu. Türkiye, Gazze Meselesi etrafında bölge ile diyaloğunu arttırdı. Hatta son günlerde, Mısır; Sina Yarımadasında askeri gücünü arttırarak, liman tesislerini genişletti ve askeri hava pistlerini uzattı. Bu durum İsrail’i rahatsız etmeye başladı.
İsrail, Türkiye tehdidine karşı Moskova'nın Tartus ve Hımeymim üslerindeki varlığının devam etmesini sessizce destekliyor. Tüm bunlara rağmen İsrail; Türkiye karşısında dış aktörlere tamamen güvenmiyor. Türk saldırılarına karşı net kırmızı çizgiler tanımlamak ve hava savunmasını, elektronik savaşı ve caydırıcılığı güçlendirmek için çaba gösteriyor.
İsrail sert gücün yanı sıra yumuşak güçlerini de devreye almak istiyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İsrail devletinin kahru perişan olmasını” istemesini ve HAMAS’a olan desteğini kitlelere ulaştırmak için medyanın kullanılması, diplomatik faaliyetlerin arttırılması ve proaktif bir dış politika güdülmesi isteniyor.
İsrail’in en büyük avantajının hazırlıklı olması söyleniliyor. Türkiye’ye meydan okunması çağrısında bulunuluyor. Türkiye, Ortadoğu’da bölgesel stratejik dinamikleri yeniden şekillendiriyor ve İsrail bu durumun farkında.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemi, giderek daha fazla militarize hale geldi. Makalede belirtilene göre İsrail; diyaloğa açık olsa da askeri çatışmanın ne zaman olacağına odaklanmalı. Görünür askeri hazırlık, güçlendirilmiş hava savunmaları, gelişmiş istihbarat ve proaktif diplomasi İsrail'in en güçlü caydırıcılarıdır.
İsrail çatışmadan beslenen bir ülke. İran ile olan karşıtlık üzerinden Güvenlik Mimarisini çizen İsrail; şimdi Türkiye’yi de savaşa çekmeye çalışıyor.
İsrail bu makale ile hem kendi Güvenlik Mimarisini güncellemek istiyor hem de Türkiye’ye karşı konum aldığını dünyaya ilan ediyor.
Türkiye, muhtemelen SİHA’larını İsrail üzerinde kullanmayacak ama SOM Seyir Füzesi ve Tayfun tipi yarı balistik roketleri ile İsrail’i tehdit edecek.
Suriye’deki Türk askeri üslerine, İsrail saldıracak olursa; Türkiye, İsrail savaş uçaklarını Suriye hava sahasında vuracak.
Havadan Fırlatılan Balistik Füzeler (ALBM) uçak ya da İHA’dan fırlatılıyor. Roketsan’ın İHA-122 ve İHA-230 gibi havadan atılan balistik füze projelerinde önemli aşamalar kaydettiği biliniyor. Türk Hava Kuvvetleri, İsrail'deki stratejik öneme sahip tesisler de dahil olmak üzere hava savunma sistemlerine 500 km'den fazla mesafeden saldırılar düzenleyebilir.
Netanyahu Hükümeti şunu çok iyi bilmeli; savaş bir gün bitecek. İsrail halkı aynaya baktığında terör devleti İsrail/İDF’nin Gazze’de yaptığı katliamlarla yüzleşecek.
İsrail, en son Gazze’nin Refah yerleşim alanında saldırıya maruz kalan sivilleri tahliye etmeye gelen ambulanslardaki sağlık personelini tutuklayıp; ellerini ve kollarını bağlı bir şekilde yakın mesafeden silah kullanarak katletti.
Beş ambulans ve on beş sağlık görevlisinin cesetlerine uzun bir süre sonra ulaşıldı.
İsrail Silahlı Kuvvetleri/ İDF’nin bir diğer insanlık suçu da belgelendi. Sivil Filistinliler, KASSAM askeri ve patlayıcı olmadığından emin olmak için askerler tarafından düzenli olarak Gazze’deki evlere girmeye zorlanıyor. “Shawish” (Arapça: Çavuş) olarak adlandırılan bu insan kalkanları günde en az altı kez köle olarak kullanılıyor.
İsrail’in insanlığa karşı işlediği suçlar katlanıyor. İsrail hükümeti kendi kamuoyundan bu durumu saklasa da Lahey’deki/ Uluslararası Mahkemedeki dosyası kabarıyor.
İsrail halkı daha fazla demokrasi için Netanyahu’nun kapısında gösteri yapmaya devam ederken; Gazze’de olan biteni görmüyor. Ya da görmek istemiyor.
İsrail’de demokrasinin sadece kırıntısı var. İsrail’de yeni bir çağrı yapıldı; “Netanyahu Hükümetine Direnmenin En İyi Yolu Basit: IDF'ye Kaydolmayın.” Netanyahu; halkını ve Batı dünyasını kandırmaya devam ediyor.
New York merkezli HRW'den yapılan açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Netanyahu hakkında Kasım 2024'te çıkardığı tutuklama emrine atıfta bulunularak; Macaristan'a, Netanyahu'nun ülkeye girmesi halinde kendisinin tutuklanması çağrısı yapıldı. (*) Macaristan, Netanyahu'nun ülkeye girişini engellemeli veya ülkeye girerse onu tutuklamalıdır.
Birkaç aya kalmadan İsrail’in hesabı görülür.
.
Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com
(*) https://www.dikgazete.com/haber/macaristan-a-ulkeye-girerse-netanyahu-yu-tutukla-cagrisi-941711.html
Filistin, Gazze, Hamas, İsrail, Suriye... Son dakika haberler...