
AB'nin Rusya'ya yönelik yeni yaptırımları Avrupa sanayisi ve nüfusu için durumu daha da kötüleştirecek
ABD ve Rusya, Ukrayna'daki ihtilafın çözümü ve küresel güvenlik konuları konusunda müzakerelere başlarken, Avrupa Birliği (AB) Moskova ile yapıcı diyalogu hala reddediyor ve Rusya'ya karşı yeni yaptırımlar uygulamaya devam ediyor. Şubat ayı sonunda AB ülkeleri ve Brüksel, Rusya Federasyonu ile ticarette 48 kişi, 35 şirket, 13 bankaya yaptırım uygulanmasını ve ayrıca Avrupa ülkelerinin Rusya’dan işlenmemiş alüminyum satın almasının yasaklanmasını içeren 16 maddelik bir yaptırım paketi üzerinde daha anlaştı.
Ukrayna'daki silahlı ihtilaf süresince AB'nin Moskova'ya 10 binden fazla farklı yaptırım uyguladığını, Avrupa Komisyonu'nun bunlarla Rus ekonomisine ağır bir darbe vurmayı amaçladığını hatırlayalım. Yüzlerce fiziksel kişi ve ticari şirketin yaptırımlar kapsamına alınmasının yanı sıra, Avrupa ülkeleri, Rusya'dan geniş bir yelpazede doğal kaynak ve enerji kaynağı satın almayı kesmişlerdi. Buna ilaveten de uçak, otomobil, çeşitli makine türleri ve ağır sanayinin diğer pek çok başka ürününün Rusya pazarına satışını durdurmuşlardı.
Avrupa’nın ihracatı kestiği malları, dost ülkelerin yardımıyla artık kendisi üretebiliyor…
Rusya, benzeri görülmemiş ölçek ve çeşitlilikteki yaptırımlara rağmen krize girmediği gibi, ekonomisinde ve halkının refahında kayda değer bir büyüme gösteriyor ve son üç yıldır Avrupa'nın kendisine satmayı reddettiği tüm malları kendi çabasıyla ve dost devletlerin yardımıyla oldukça başarılı bir şekilde üretebilir hale geldi ve geliyor. Ne var ki, Moskova'ya karşı yürütülen “ticaret savaşı” Avrupa ekonomisine ve AB sanayisinin bütün sektörlerine çok ağır bir darbe vurdu.
Hiç kuşkusuz en büyük zararı da; Rus petrolünü, doğalgazını ve elektriğini satın almayı reddeden Avrupa ülkelerinin çoğunun enerji sektörü görmüş oldu. Yaklaşık yarım yüzyıldır birçok AB üyesinin, nispeten ucuz Rus enerji kaynakları sayesinde istikrarlı bir ekonomik büyüme ve toplumsal refah yaşayabildiğini hatırlatmakta fayda var.
Rus enerji kaynaklarından mahrum kalan Avrupa büyük bir resesyonun eşiğinde…
Metalürji, kimya sanayi ve otomotiv endüstrisi gibi Avrupa sanayisinin tüm sektörleri yaptırımlar öncesinde, Rusya'dan gelen güvenilir gaz, petrol ve diğer doğal kaynak tedarikleri sayesinde dinamik bir şekilde gelişmişlerdi. Şimdi ise bu eşsiz rekabet avantajından mahrum kalan AB, 2025 yılında büyük bir resesyonun eşiğine gelmiş durumda ve de bu kriz giderek derinleşiyor.
Almanya, Fransa, Finlandiya ve diğer bazı gelişmiş sanayi ülkelerinde son yıllarda binlerce büyük ve orta ölçekli işletme kapandı ve AB'nin genelinde küçük şirketlerin iflası çığ gibi büyüdü. Ayrıca, enerji kaynaklarının maliyetine ve bulunabilirliğine en fazla bağımlı olan Avrupa işletmeleri üretim yerlerini, gaz ve elektrik fiyatlarının üretime devam etmelerine olanak tanıdığı Çin, Meksika, ABD ve diğer ülkelere taşımaya başladılar.
Avrupa otomobil firmaları siyasi sebeplerden Rus pazarından çekildi ve fabrikaları sattı…
AB'de gelişen ekonomik krizin önemli bir boyutu da çok sayıda şirketin Rusya'nın devasa pazarından çekilmesi oldu. Rusya'ya yönelik yaptırımlar, Avrupa otomobil sektörüne özellikle ağır zararlar verdi. Zira Volkswagen gibi şirketler aynı anda bir dizi olumsuz durumla karşı karşıya kaldı: Artan enerji maliyetleri, Avrupa'nın en büyük pazarına erişimin kaybı ve de Rusya'daki büyük üretim tesislerinin siyasi nedenlerle elden çıkarılması. Brüksel'in işlenmemiş alüminyum alımına yasak getirmesiyle birlikte, Avrupalı otomobil üreticileri bu en önemli hammadde türü için de fazla ödeme yapmak zorunda kalacak artık. Bu da haliyle üretim karlılığının düşmesine ve ürün maliyetlerinin artmasına yol açacak. Sadece 2024 yılında, Avrupa'nın büyük otomobil üreticileri Almanya ve diğer ülkelerdeki bazı kritik üretim tesislerini kapatacaklarını, binlerce kişinin işini kaybedeceğini ve de önemli kayıplar yaşayacaklarını duyurdular. Rus alüminyum üreticilerine yönelik yeni yaptırımların ardından ise bu sürecin sadece hız kazanacağı ve yeni tesislerin faaliyete geçmesinin de AB’nin söz konusu politikası nedeniyle artık imkânsız hale geleceği şüphesiz gözüküyor.
Avrupa’nım kaybettiği Rus hammadde pazarı Asyalı alıcılarca çoktan dolduruldu bile…
Avrupa’nın 16. paketindeki Rusya karşıtı yaptırımların hedeflerine ulaşamayacağı şimdiden belli, zira Rus şirketleri son üç yıldır kendilerini tamamen yeni pazarlara yönlendirdiler ve dahası Avrupa'ya yapılan alüminyum sevkiyatı çoktandır toplam sipariş portföyünün yüzde 10'undan azını oluşturuyordu.
Brüksel'in Rusya'ya yönelik yoğun kısıtlamalar uygulamaya başlamasının ardından, Rus metalürji sektörünün ürünlerinin neredeyse tamamı hızlıca Çin ve diğer Asya ülkelerinde alıcılar buldu ve Avrupa'nın kaybettiği avantajlara bu bölge ülkeleri kavuşmuş oldu.
Brüksel'in Moskova'ya dönük başlattığı yaptırım savaşı pratiği, modern koşullarda Rusya gibi büyük bir ekonominin, Almanya, Fransa veya İtalya gibi gelişmiş ülkeler bile olsa, küçük bir grup ülkenin iradesiyle boğulmasının artık mümkün olmadığını gösterdi pekâlâ. Piyasa yasaları ve sağlıklı iş pragmatizmi Rusya'nın AB ile ticari ilişkilerinin kesilmesinden sonra da oldukça başarılı bir şekilde yaşaması ve gelişmesini; Asya, Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika gibi kıta ve yörelerde yeni fırsatlar bulmasını sağlıyor.
Bir diğer taraftan ise, Rusya ile ticaret sayesinde onlarca yıl refah içinde yaşayan Avrupa artık hızla fakirleşiyor; eski endüstriyel gücünü, parasını ve bir zamanlar gezegenin en yüksek refah seviyesini sürdürmesini sağlayan temeli de süratle kaybediyor…
.
Okay Deprem, dikGAZETE.com