10 yaşındaki Atakan, birilerini nasıl korkuttu!

Ömür Çelikdönmez
Ömür Çelikdönmez
10 yaşındaki Atakan, birilerini nasıl korkuttu!
21-02-2020

İstanbul merkezli bir “Whatsapp” grubunda dikkatimi çeken bir şey oldu. Medyada bir kaç gündür ekran yüzüne dönüşen Atakan Kayalar'ı seyretmişsinizdir.

Affedersiniz “bacak kadar çocuk” nice çakma akademisyeni  cebinden çıkaracak kendinden büyük laflar ediyor. Kitap okuması bir yana, analitik çözümler yapabildiği de ortada.

Neyzen Tevfik'in unutulmaz hicvi;

"Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;

Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...

Künyeni almak için, partiye ettim telefon:

Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!" dizelerine  konu olan bazı tipleri, sulu dereye götürür, susuz getirir. O kadar cevval bir Türk çocuğu.

Koca koca insanlar, bu çocuğun "-proje olduğundan, din iman öğretilmezse ileride terörist olacağından veya felsefe içerikli kitaplar okuduğu için erken yaşta ölebileceğinden, intihar edebileceğinden…” falan dem vuran paylaşımlarda bulununca, dayanamadım, "-merdivenaltı kuran kurslarında  tecavüze uğrayacağına, varsın ölsün" dedim.

Sonrası malum!.. "-Solcu ağzıyla konuştuğumu, dindarlara hakaret ettiğimi, grup üyelerinden özür dilemem gerektiğini” falan söylediler. Ben alttan almadım, “-ne özürü, iftira mı attım?” deyince, kendimi kapı dışarı buldum. Allahtan sanal ortam. Yoksa bu semirtilmiş IŞİD  muhibbanı tosuncuklar ru be ru görüşme olsa, kafamı bedenimden Allah rızası için bir çırpıda hem de tekbirler eşliğinde ayırıverirler.

Korkarım ki Necip Fazıl'ın karakterize ettiği bu “kaba softa ham yobaz” tipler, bu çocuğu yakında 'Deccal' ilan edebilir.

Kim bu çok bilmiş ukala çocuk?

Tabii ki öyle değil. Tam tersi, kendi bilincinin farkında. Bilginin verdiği özgüvenle konuşuyor. Yaşıtları tabletlerde “Şeker Kız Candy”e kıyafet seçerken o kitapçılarda bilginin peşinde koşuyor. 

İlköğretim beşinci sınıf öğrencisi Atakan Kayalar, bir kitapçıda çekilen görüntülerinin sosyal medyada fark edilmesiyle gündem oldu.

Bilgi birikimi ile fenomen olan 10 yaşındaki Atakan, 5 ayda, 250'den fazla kitap okumuş. 5. sınıf öğrencisi olan Atakan, kitap okumasının yanı sıra satranç, dama ve tavla gibi oyunlar oynuyor.

İlgisi sadece felsefe ile sınırlı olmayan Atakan, fizik, kimya, biyoloji gibi alanlarıda yakından takip ediyor. Gelecekte psikiyatr olmak istediğini söyleyen Atakan Kayalar, henüz tedavisi bulunmayan Down Sendromu, otizm ve şizofreni gibi hastalıkların tedavisini bulmayı amaçlıyor.

“Yobazlar”ın neden korktuğu anlaşıldı! Atakan “okullarda ahlak öğretimi, eğitimi eksik” diyor…

Okul öncesi felsefe eğitimi verilmesi gerektiğini ifade eden Atakan, “Okuldan önce ayrıca bir ahlak eğitimi, ahlak, terbiye ve saygı eğitimi verilmesi gerekiyor. Ondan sonra ise felsefe eğitimi verilmesi gerekir" diyor.

Atakan'ın felsefeyle olan yoğun ilgisi ve nihilizmi açıklaması, bir dahi olabileceğini gösteriyor. Ezber işi değil.

Bir uzmanın ifadesiyle; "-Beden dili ve yüz okuma tekniklerine sahip birisi olarak söyleyebilirim ki; Atakan kendisine verilen rolü oynamıyor. Gerçek hali bu. Dünya devletinden söz etmesiyse çok ilginç. Yönlendirenler varsa, bu dünyadan değil. Bu çocuk, devlet tarafından korunmalı ve özel eğitime alınmalı."

Ne dersiniz sizce de doğru değil mi?

Küçük Atakan, Milli Eğitim Bakanlığı'nı korkuttu mu?

Yerden yetme küçük suhtenin annesi, basit ve anlaşılır bir istekte bulunuyor. Diyor ki; "-Cumhurbaşkanımız ve Milli Eğitim Bakanımızdan tek ricam, oğlum Atakan Kayalar arkadaşlarından ayrılmadan öyle bir eğitim istiyoruz."

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, sosyal medyanın gündemine oturan “Filozof Atakan” lakaplı 10 yaşındaki Atakan Kayalar hakkında değerlendirmede bulundu. Selçuk, "Biz bir çocuğun durumunun sosyal medyada bu kadar yer almasını doğru bulmuyoruz" dedi.

İnanın şaşırdım bu sözlere. Sayın Bakan’ın sahip olduğu okullar zincirinde Atakan gibi kaç öğrenci yetiştirilmiş? Merak ediyorum.  “Nazır” diyemiyorum. “Yüzü bir yöne doğru olan, bir yeri gören, bir yere bakan, Nezaret eden, nazar eden, gören..” gibi anlamlara maalesef çağrışım yapmıyor.

Eyyyy Bakan, nazar etme ne olur, çok çalış senin de olur!

Beş ayda okuduğu 250 kitap ve felsefe üzerine yaptığı konuşmalarla dikkatleri üzerine çeken Atakan üzerinden tartışma yapılmasını onaylamadıklarını söyleyen Selçuk'un Anadolu Ajansı'na gönderdiği yazılı açıklama  şöyle:

“- Biz bu duruma pedagojik olarak bakmaktayız. Biz bir çocuğun durumunun bu kadar sosyal medyada yer almasını, çocuğun üzerinden bu kadar tartışma yapılmasını onaylamıyoruz.

Diğer çocukların üzerinde olan baskıyı kimse umursamıyor. Beklenti patlamasına, kendi çocukluğu açısından oluşabilecek sıkıntılar düşünülünce bizim tavrımız şu olur; bu, sadece ihtiyacın dilinden konuşmak. Aileyle görüştük, uzmanlarla görüştük, ihtiyacı neyse bu altyapıya, testlere, hangi öğretmenin desteğine ihtiyacı var gibi...

Biz bunu yaparız ama sessizce yaparız. Sürekli sosyal medyada dillendirmek, çocuğun kişiliği, başka çocukların psikolojisi açısından birtakım olumsuzluklara yol açabilir. Biz gereken her tür uzmanlığa sahibiz. Ne gerekirse yapmanın sözünü de buradan veririz."

Adama sormazlar mı; “Şimdiye kadar neden yapmadınız?” Neymiş efendim; “diğer çocukların üzerinde olan baskıyı kimse umursamıyor”muş. Sanki uygulanan eğitim sistemi, çok umursuyor da Türkiye başarıda dünya rekorları kırıyor. Halep oradaysa arşın burada.

Çocuklara saçma-sapan hayali çizgi film veya  sanal oyun karekterlerinin rol model olması yerine, bu toplumun içinden yetişmiş, kendilerinden birinin örnek gösterilmesi daha gerçekçi ve daha milli değil mi?

Eğitimci bir bakana şahsen yakıştıramadım.

Ziya Selçuk, kendisi gibi Milli Eğitim Bakanlığı yapmış Hasan Ali Yücel'in oğlu Can Yücel’in, “Maarif Takvimi” başlıklı şiirini bilmiyor olamaz:

"Anne, ne zaman bahar gelecek?

Kış gelsin de öyle, yavrum.”

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @oc32oc39 , @dikgazete

Ömür Çelikdönmez
Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez kimdir?

1965 Nazilli / Aydın doğumlu. İlk orta ve liseyi Isparta’da bitirdi. Isparta Gazeteciler Cemiyeti üyesi olarak, çeşitli gazetelerin (Türkiye, Milli Gazete, Antalya Ekspres vs) Isparta muhabirliğini yaptı. 

Isparta’da neşredilen mahalli gazetelerde haber, yazı ve şiirleri yayımlandı. (Gülkent, Demokrat Isparta, Senirkent Postası vs.) 1984-1985’te Erzurum Atatürk Üniversitesinde Felsefe öğrenimi gördü. 

1985-1993 arası İzmir Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünde okudu ve mezun oldu. 

Isparta’da bir siyasi partinin basın müşavirliğini üstlendi ve parti bülteni (Arkadaş) yayınladı. 

Arkadaş FM radyosunun editörlüğünü yürüttü. 

12 Eylül 1994’te Tunceli iline felsefe öğretmeni olarak atandı. Tunceli’de görev yaptığı iki yılda ‘Gökkuşağı’ isimli kültür sanat edebiyat dergisini yayınladı. Ayrıca ‘Dört Mevsim Tunceli’ konulu fotoğraf sergisi açtı. 

Millî Gazete ve Yeni Şafak’ta yazıları yayınlandı. 

Öze Dönüş, İmza, Rind, Paye, Büşra, Palandöken, Avaz, Teos, Açılım, Vizyon, Mor Taka, İktibas, Teneffüs, Cem, Yeşilay, Türk Yurdu, Senirkent Yükseliş, İzmir merkezli Yurtta Uyanış, Zonguldak'ta yayınlanan Zonkişot ve Yörünge gibi dergilerde yazı ve şiirleri neşredildi. 

1991’de İzmir’de yayınlanan Taşra dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. 

Yine İzmir’de yayımlanan Harman ve Açılım dergilerinin yayın kurulunda yer aldı. Ezcümle Dergisinin sanat danışmanlığını ve yayın yönetmenliğini üstlendi.

‘Milli Sinema’ ile ilgili bir makalesi, TÜRSAK 93 Sinema Yıllığı’na alıntılandı. 

İlk şiir kitabı ‘Mavi Düş’, İzmir’de Teos yayınlarından 1995’te çıktı. 1996-2002 arası Zonguldak İli Devrek İlçesinde görev yaptı. 

Devrek Lisesi ve Devrek İmam Hatip Lisesi’nde felsefe grubu derslerine girdi. 

2000 yılında Devrek Tarihi kitabı, Devrek Ticaret ve Sanayi Odası’nca yayımlandı. 

Devrek Tarihi kitabı, lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarında kaynak gösterildi, atıfta bulunuldu. 

1996-2002 arası Devrek ve Zonguldak’ta yayınlanan Devrek Vizyon, Teneffüs, Devrek Genç Görüş, Eğerci’nin Sesi, Kuvayı Milliyeciler dergilerinde ayrıca Yeni Devrek, Devrek Eksen, Devrek Turizm Gazetesi, Devrek Paragraf ve Devrek Postası gazetelerinde bölge tarihine yönelik araştırmaları yayınlandı.

Zonguldak'ta yayın yapan yerel TV kanalında “ Tarihimize Yolculuk” başlıklı programı hazırladı ve sundu. 

2002’de 18. Uluslararası Baston ve Kültür Festivali Tanıtım Rehberi’ni hazırlayan ekipte yer aldı. 

Sempozyum ve Bienallere katıldı, bildiriler sundu. 

Eğitim iş kolunda faaliyet gösteren Türk Kamusen'e bağlı Türk Eğitim-sen sendikasının ilçe temsilcisiydi. 

Devrek’te görev yaptığı yıllarda bölge kültürüne ve tarihine katkıları nedeniyle Devrek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce ‘Teşekkür’, İlçe Kaymakamı tarafından ‘Takdir’ belgesi ile ödüllendirildi. 

2003 Ocak’ta Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine atandı. 

Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın Basın Müşavirliğini yaptı. 

2011’de Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünde görevlendirildi. 

2009’da ‘Efsane Doktor Sadettin Sarı Murat’ kitabı, yine aynı yıl ‘Baston Tarihi / Devrek'ten Bastonla Tarihe Bakış’ kitabı yayımlandı. ‘Baston Tarihi Devrek'ten Bastonla Tarihe Bakış’ kitabın, yasal olmayan şekilde telif ücreti ödenmeden Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca ‘Bastonlar’ başlığı ile korsan baskısı yapıldı. haberşanlıurfa, akdenizhaber, haberakdeniz.com.tr, www.ahval.net, haberzonguldak2, haber10, timeturk, fikrikadim, kafkassam, dikGAZETE.com ve MHP Erzurum eski Milletvekili Rıza Müftüoğlu'nun sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğu Türk Meclisi internet sitesinde, jeopolitik ve jeostrateji konularında yüzlerce makalesi yayınlandı. 

2013-2018 arası Resmi Gazete’nin basıldığı Başbakanlık Basımevi’nde Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri kadrosuyla çalıştı. 

Isparta ili tarihi ve kültürüne yönelik araştırmalar yapan, ilmi toplantı ve geziler düzenleyen Hamideli Derneği’nin genel sekreterliğini üstlendi.

Halen, dikGAZETE.com haber sitesinde araştırma/analiz yazılarını sürdürmektedir.

.

dikGAZETE.com

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Davut Nural / Elazığ 5 yıl önce
Yazarımız ömür bey'in makalesi oldukca kayda deger nitelikli bir yazı.Küçük Atakan mutlaka Devletce koruma altına alınmalıdır.Geleceğin filazofu bravo...Milli Eğitim bakanı milletvekili olarak oraya gelmedi.Bu bakan önceki icraatları da göz önüne alınarak istifa etmelidir.Bu çocugu kıskandığı ortada.Yazarımız ömür bey merdiven altı tesbiti ve tecavüz konusunda haklıdır.Aynen ömür beyi destekliyor ve arkasında olduğumuzu deklare ediyoruz.Tecavüzcü zihniyet kahrolsun.ömür hoca yazmaya devam yolun açıķ olsun esenlikler dileriz.TEMAD üyeleri....
muhterem din kardeşin 5 yıl önce
Hz Ebu Numan Bin Sabit Ebu Hanefide küçük yaşta ilmini ispat etmişti. Hak vergisi herkese nasip olmaz
Muallim 5 yıl önce
Eğitim şart bunu bilir bunu söylerim
Fincancı 5 yıl önce
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır. Bunlardan cacık olmaz
gamlı baykuş 5 yıl önce
Dahi çocuklara neden sahip çıkılmaz ¿??????